Vaner Alper Kişisel Websitesi
 

Manga Şehri Tokyo Sergisi

Tokyo merkezinde Nogizaka semtindeki Devlet Güzel Sanatlar Müzesi’nde “Manga Şehri Tokyo” sergisini görmeye geldim.

Pek manga okumam, okuduklarım da, meselâ Golgo 13 ya da Koçikame vb, Türkiye’de hemen hemen hiç bilinmiyor. Hāliyle Türk arkadaşlarla manga konusunda fazla sohbet edemiyorum. Ancak bu manga sevmiyorum anlamına gelmiyor tabii. Manga çizeri arkadaşım da vardı. Bu arada manga çizerlerine manga-ka deniyor, ilgisi yok ama meraklısı için yazayım, karatecilere de karate-ka diyoruz. Hayat boyunca dövüşen arkadaşlar bunlar.

Nogizaka Nogi yokuşu demek. General Nogi’nin köşkü buradaymış, bugün müze olarak ziyāret edebiliyoruz. Nogi, Japon Rus savaşında kara ordularının başındaki generaldi. Savaşı Japonya kazanmasına rağmen, kara muharebesi sırasında kendi hatāsı yüzünden çok sayıda Japon askeri öldüğü için İmparator Meiji’den onurlu ölüm hakkı ricā etmiş. Onurlu ölümden kasıt kendi karnını yararak intihar etme, harakiri ya da seppuku deniyor. İmparator bunu kabul etmemiş ama Nogi yine de yıllarca suçluluk duygusuyla yaşamış olmalı ki, 1912’de yokuş üstündeki evinde bu şekilde intihar etmiş. Müze aynı yokuş üstünde, Nogi köşkünden beş dakîka mesāfede.

Metrodan çıkınca müze girişine giden yol böyle. Düşünülerek yaratılmış bir yalınlık var burada, insanı müzeye girmeden önce ‘cool Japan’ havasına sokuyor. Korona nedeniyle sergi girişlerine sınırlama getirmişler. Bilet alırken yarım saat aralıklarla giriş vaktini belirliyorlar. İyi zamanda yer kapmak için  önceden internet üstünden yer ayırtmak gerekiyormuş. Benim şansıma gittiğim saatte boş yer vardı, resimdeki koridarda beş dakîka kadar bekledikten sonra hemen girebildim. Bilet 1600 yen, manga karakteriyle süslemişler.

Sergi salonun içinde, belirtilen izinli yerler dışında resim çekmek yasaktı. Serginin kendi internet sayfalarındaki videoyu ve çekebildiğim birkaç fotoğrafı paylaşayım.

Serginin kendi tanıtım videosu.

Girişte salonun orta yerine muazzam büyüklükte bir Tokyo şehir maketi koymuşlar, karşı ekranda gerçek şehir manzaları ile o mekânlarda geçen anime sahneleri gösteriliyor. Aynı zamanda dev ekranın iki yanındaki küçük ekranlarda harita üstünde o semtin adı çıkıyor. Bütün bunlar olurken eş zamanlı olarak yerdeki maket üstünde de o semt ışıklandırılıyor. Her gün yaşadığım şehrin bu sanat eserlerinde somut olarak nasıl yer aldığını görmek çok etkileyiciydi. Kendimi ekrandaki animenin sahnelerinde bir köşede hayal ettim hemen. Başrolde değilim tabii ama istasyonda arkada yürüyen sıradan vatandaşlar arasında ya da peronda treni bekleyen konuyla ilgisiz silüetlerden biri ben de olabilirim pekālâ:)

Bu ekran beni oldukça oyaladı. Ondan sonra ekran çevresindeki bölmelerde sergilenen ve ne yazık ki fotoğraf paylaşamadığım yerleri dolaştım. Edo zamanından günümüze kadar Tokyo’nun geçirdiği büyük değişiklikler ve bunun manga hikâyelerine, bilgisayar oyunlarına ve sinemaya yansımasını ayrı ayrı bölümler ve tabii ayrı ayrı manga anime hikâyeleriyle birlikte sunuyorlar. Küratör kim diye baktım ama sergi broşüründe adını bulamadım. Müzenin küratörü bu kadar manga delisi olabilir mi acaba?

Türkiye karikatür sanatında çok iyi ama buradan bir sanāyi çıkaramıyor kimse. Manga konusu her açıldığında aklıma bu konu da gelir hāliyle. Bugün dünyāca bilinen manga ve animeler ilk önce doğal olarak yerel halka hitap edecek şekilde yazıldı. Zamanla yalnız çizimlerin değil, konuların da kalitesi dış dünyānın mangaya ilgisini çekmiş olmalı. Bir hikâye var burada ve hikâye ilginç ise, onu yaratan ilginç bir edebiyat ortamı da var demektir. Kısacası tek başına sivrilmiyor hiçbir şey, onu destekleyen birçok başka kültür öğesi ile etkileşim içinde. Uzun konu bunlar, yeri geldikçe böyle güzel örneklerle paylaşmak isterim.     

Müze çıkışında hediyelik mağazasından bunları aldım, tot çanta ve saydam dosyalar. En son bizi uğurlayanlar da son resimdeki kızlar oldu.

Sosyal Medyada Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
Written by
No comments

LEAVE A COMMENT